ŞİRKET’LER İÇİN “RUBİKON’U GEÇMEK”

Rubikon (rubicon) orta İtalya’da bir nehir. Sosyal Bilimler alanında bir simge olmasının nedeni, Roma Devrinde Roma Şehrinin askeri güney sınırı olması ve savaştan dönen Roma Generallerinin, ordularını bu nehrin kıyısında bırakarak Roma’ya gelebilmeleridir. Bu kuralı bozan, Roma Devletine İsyan Eden Başkaldıran olarak kabul edilirdi. Tarihte bunu tek kişi yaptı; Julius Sezar, kendisini görevden alan Senato’nun kararı karşısında M.Ö. 49 yılı Ocak ayında Rubikon’u geçti ve 5 yıl süren bir iç savaş meydana geldi. Binlerce insan öldü, Roma içine kapandı, ancak sonucunda Sezar İmparator oldu ve Roma’nın altın çağı başladı. Sonrasını ve sonucu da bir haykırış ile son buldu; “Et tu Brutus”

Şirket’ler açısından yaşam döngülerinde sürekli Rubikon Nehri ile karşılaşılır ve bu Nehrin kıyısında tıpkı Julius Sezar gibi nehrin geçilmesi halinde ne olacağı hesaplanır ya nehir geçilir ya da nehir geçilmeyerek nehir boyunda kalınır.

Şirketler büyüdükçe Rubikon’u geçme kararı daha kolay ve hızlı alınabilmektedir. Ancak şirketlerin kurulmalarını takip eden 5 ila 10 yıllık süreçte bu kararı vermek için, Rubikon’u geçtikten sonra karşılaşılacak durumlar için hazırlıklı olmak en hayati konudur.

Ülkemizde hazırlığı olmayan, gereken alt yapıyı oluşturmadan Rubikon’un karşı kıyısında elde edilecek ganimetler ve güç için nehri geçmeye kalkan, nehirde boğulan ya da var olan bir parça gücünü de kaybedem, geçse bile karşı kıyıda kala kalan çok fazla şirket var.

Klasik İşletme Yönetimine göre; Bir Şirket, herşeyden önce para kazanmak için var olur. Para kazanabilmek için üretmesi (ürün ya da hizmet) gerekir. Üretebilmesi için üretim faktörlerine (personel, makine, bina, sermaye) sahip olmalıdır.

Oysa gerçek Dünya’da yukarıda sayıldığı gibi girdilerden daha önemlisi; hedefler, sistemler, kararlılık ve görevdaşlık (sinerji) gerekir.

Hayat durağan olmadığı sürekli geliştiği ve ilerlediği için, Şirketler de ilerlemek ve gelişmek durumundadır. Aksi halde var olamazlar. Şirketler için sadece gelişmek yetmez, DEĞİŞMEK, DÖNÜŞMEK ve BÜYÜMEK zorundadır.

DEĞİŞMEK; var olan bir durumun ya da sürekli tekrarlanan bir eylemin farklılaştırılmasıdır. DÖNÜŞMEK; Değişme kararı ile başlayan, farklılaşma aşamalarını içeren ve yeni durum veya eyleme ulaşılmasını sağlayan bir SÜREÇ’tir.

BÜYÜMEK ise, sürekli değişim ve dönüşüm yoluyla TOPYEKÜN GELİŞİM’in sağlanması sonucunda katedilen YOL’dur.

Bir Şirket için; personellerinin, makine parkındaki makine ve ekipmanın miktar, güç ve kapasitesinin, fabrika üretim hacminin, satışlarının, karlarının, bilançosunun ve diğer unsurlarının sayısal olarak artması BÜYÜMEK DEMEK DEĞİLDİR. Bunu gösteren şirketler SADECE GELİŞİR. Büyümek için YÖNETİM SİSTEMLERİNİN, ŞİRKET KÜLTÜRÜNÜN, ŞİRKET YÖNETSEL ALT YAPISININ’da üretim faktörleri ile beraber gelişmesi ve hatta hedeflere göre daha fazla gelişmesi gerekir. Bunu yapmayan şirketler devasa hacim ve büyüklüğe ulaşan ancak yönetilemeyen, sürekliliği belirsiz, dış etki ve risklere karşı savunmasız, gerçek anlamda üretemeyen, para kazanmayan, katma değer yaratmayan ve bunların hespini de yaptığını sanan birer kuruluştur.

Rubikon Danışmanlık, bu noktada, SÜREKLİ BÜYÜMEK için gereken dinamik ve gelişebilir alt yapıların kurulması ve işlemesi için, özellikle KOBİ sınıfındaki Şirketlere yol göstermek, destek vermek için buradadır.