KURUMSALLAŞTIRABİLDİKLERİMİZDENMİSİNİZ ?

Kurumsallaşma, bir moda ya da farklı kaynak veya söylemlerle tanımlanabilecek bir felsefe ya da görüş değildir. Kurumsallaşmanın ne olup, olmadığı, neden önemli olduğu, ne işe yaradığının iyi bilinmesi ve içselleştirilmesi gerekir.

Kurumsallaşma, Kurum olmak eyleminin bir sonucudur. Kurum ise; kurulan, oluşturulan, derlenen, bütünleştirilen manasındadır.

Kurum, fiziki bir varlığı değil, bir bütünü ifade eder. Somut ve Soyut varlıklar ile ilkeler, değerler ve süreçlerin ahenkli bir bütünüdür.

Bu bütüne bakıldığında üç temel öğe görürsünüz:

  • Somut Varlıklar: Bundan kasıt; binalar, makineler, ekipmanlar, araçlar, parasal varlıklar ve insanlardır (her ne kadar insanlar bir kaynak olarak sınıflandırılsa da aslında bir kurumun varlığıdır),
  • Soyut Varlıklar: Burada bahsedilen ise, tescillenmiş fikri mülkiyet hakları, yöntemler, alışkanlıklar, tercihlerdir. Kimi zaman ilkeler, değerler ve süreçler Soyut Varlıklar olarak sınıflandırılmakta, kimi zaman ise ayrı tutulmaktadır. Benim tercihim ayrı tutulmasıdır ki, soyut varlıkların daha çok işlevsel faaliyetlerin bir girdisi ya da çıktısı olduğunu kabul etmekteyim.
  • İlkeler, Değerler, Süreçler: Bunlara kısaca “Bütünleştiriciler” ismini vermekteyim. Çünkü bu unsurlar somut ve soyut varlıkların nasıl bir reçeteye göre bir araya getirileceği ve yönetileceğini ortaya koymaktadır.

Kurum olmak, yani kurumsallaşmak yukarıdaki üç öğeye sahip olunması olarak algılanması içine düşülen en büyük hatadır. Bu üç öğeye sahip olmak tek başına kurumsal olmayı sağlamaz. Önemli olan bunların ahenkli bir şekilde birbirini tamamlaması, bütünleştirmesi ve tek bir unsur gibi işlemesidir. İşte bunu sağlayan disiplinin adı da YÖNETİM’dir. Bir Şirket Yönetiminin temel amacı Şirket Hisse Değerini karlılıkla yükseltmektir. Bunu sağlayabilmenin yolu da şirketin üç temel öğesinin doğru terkiplerle bir araya getirmek ve çalışır kılmaktır.

 

 

 

Bu durum olduğunda, ancak kurumsallaşmaktan bahsedebiliriz.

Peki kurumsallaşmanın ticari faydası nedir? Temel soru budur ya da bu olmak zorundadır. Şirketler neden kurumsallaşmalıyız sorusuna cevap verirken, bu ticari faydayı esas almalıdır.

Bu sorunun doğru cevaplandıran şirketler ve girişimler gerçek anlamda sürdürebilir büyüme ve ilerlemeyi yani DEVİNİM’i sağlayabilirler.

Ticari Fayda için yapılan ticari faaliyetlerin önceden kesin ve doğru olarak bilinmesi ya da ölçümlenebilmesi mümkün değildir. Ekonomi bir Sosyal Bilim alanıdır ve bu alanda Pozitif Bilimlerdeki gibi deney yapmak ya da laboratuvar ortamında önceden sonuç almak söz konusu değildir. Ekonominin bir tarafında sonsuz arzular (insan) diğer tarafında ise kıt kaynaklar (doğa) vardır. Bu eşitsizlik, ticari faaliyetin ticari fayda sağlayacak şekilde sonuçlanması için gerçekten YÖNETİLMESİ’ni gerektirir.

Ticari faaliyetin ticari fayda sağlayıp, sağlamadığı ancak faaliyet sırası ve sonrasında yapılacak ölçümler, kontroller, yorumlar ile mümkün olup, buradan karar alma ve tekrar faaliyeti tekrarlama sürecine giden bir döngü ortaya çıkmaktadır. Her döngü en kısa ve uygun sürede, en doğru bilgiler ve verilerle, yerinde yorum ve kararlarla yenilenmek durumundadır. Aksi halde, nereye doğru gidileceğini belirlemek mümkün olmayacaktır.

Nereye doğru gidileceği sorusu beraberinde HEDEF ve Hedefe ulaşmak için strateji yani yol planını da gündeme getirecektir. Tüm bu unsurlar beraberinde kurumsallaşmayı da zorunlu kılmaktadır.

Unutulmamalıdır ki, ticari faaliyetin boyutu, somut varlıkların kapasitesi, soyut varlıklarında yeterliliği ile doğru orantılıdır. Bu varlıkların bütünleştirilmesi ve devinimin sağlanması HEDEF, KONUM, ÖLÇME, YÖNLENDİRME gibi Yönetsel Unsurlara gereksinim duyacaktır. Bu gereksinim ise, kişisel kararlar, bireysel akıl ya da bireye indirgenmiş yetkinlikleri aşan bir yapıdır. Ortak akıl, ortak ilkeler ve değerler, somut ve soyut varlıkları birbirine oradan hedefe bağlayan süreçlerin hepsi kurumsal olmak ile mümkündür. Aksi halde bir YÖNETİM FAALİYETİ’nden değil, bir YÜRÜTME/İDARE ETME FAALİYETİ’nden bahsedilebilir. Bu kurum hedefleri yerine kişisel hedeflerin öne çıktığı, kurumsal katma değer yerine kişisel katma değere önem verilen bir yapıya doğru evrilmeye neden olacaktır. Bu evrilme beraberinde verimsizlik, çalışan motivasyonunun kaybı, aşırı ve gereksiz borçlanma, müşteri memnuniyetsizliği, rekabet gücü kaybı v.b. birçok sorunu da beraberinde getirecektir.

Kurumsal bir şirket Neyi? Nasıl? Kim? Ne Şekilde? Ne İçerikte? Ne Sıklıkta? Ne Zaman? Kiminle? Hangi Şartlarla? Gibi soruları nasıl soracağını nasıl cevaplayacağını ve bu cevapları nasıl eyleme dönüştüreceğinin ipuçlarına sahip olan bir şirkettir.

Burada eski bir Atasözünü hatırlatmakta fayda vardır:

ALTINI OLAN KURALI KOYAR,

KURALI KOYAN ALTINI ALIR.

Kurumsallaşma, Şirket sahibi ya da kurucusunun karar mekanizması dışında kalması ya da şirket ile irtibatının kesilmesi değildir. Tam aksine hedef ve geleceği şekillendirmeye yönlendiren ve şirket sahibinin çok daha etkin ve verimli olacağı bir yapıdır.

Kurumsallaşma bir bürokratik kaos değildir. Böyle bir durum üç öğeli reçetenin yanış kurgulandığının bir işaretidir.

Kurumsallaşma çalışanların fikir ve önerilerin göz ardı edildiği, katkı sağlamaktan alı konduğu bir yapı da değildir. Tam aksine, hedeflere ve stratejilere uygun katkı, görüş ve önerilerin sisteme dahil edilebileceği bir yapıdır.

Kurumsallaşma somut varlıklara oluk oluk para akıtma demek de değildir. En şık ofis, en modern teçhizat, en pahalı personel ile kurumsal olunmaz.

Kurumsallaşma bir moda ya da etiket de değildir. Kurumsalmış gibi davranmak kendini kandırmak ve şirketin başı belaya girdiğinde hatalı yönde çare aramaya neden olur.

Kurumsallaşmak bir gizli el, kendi kendine işleri yürüten bir ruh ya da bilinmeyen bir güç de değildir. Bir hedefe kilitlenen bir öğe matrisidir ve bu matris YÖNETİLMEK durumundadır. Yönetilmeyen kurumsal yapılar, çürümeye ve tıkanmaya neden olduğu unutulmamalıdır.

Kurumsallaşmak somut ve soyut varlıkları iyi tanımak, tanımlamak ve buna uygun bütünleştiricileri oluşturmak ile mümkündür. Kopyala yapıştır ya da ithal çözümlerin alanı değildir. Her şirketin kendine özgü bir kurumsal yapısı olmak durumundadır. Aksi halde sürekli tökezlemesi, sürekli yeni arayışlara girilmesi ve nihayetinde bıkkınlık ve umursamazlık ile değerini yitirmesi kaçınılmazdır.

Bu demek değildir ki, farklı tecrübeler ve fikirlerden faydalanılmasın. Farklı tecrübeler ve fikirler yeni fikir ve görüşleri tetikler ve üzerinde düşünmeyi sağlar.

Bu nedenle de Yönetim Danışmanlığı kısa bir geçmişi olan, büyümeyi hedefleyen tüm şirket ve girişimler için faydalanılması gereken önemli bir kaynaktır. Danışmanlık bir kalıp ya da etiket sağlama hizmeti değil, yol ve yön gösterme destek hizmetidir.