BORÇ YİĞİDİN KAMÇISI OLMAKTAN ÇIKTI

Bu atasözü, sanıldığının aksine borcu öven bir söz değil, aksine borcun bir an önce kapatılmasını öğütleyen bir söz.

Ancak son yıllarda Borç, kapatılması için çaba gösterilen bir unsur olmaktan çıktı, şirketlerin ayakta kalması için zorunlu bir girdi haline geldi.

TCMB yıllardır Sektörel Bilanço çalışması yapar ve bu çalışmaya katılan şirketler ve bu şirketlerin dahil olduğu sektörlerin bir Mali Analizini ortaya koyar. Bu çalışma genelde 7-10 bin şirketin katılımı nedeniyle, ekonomiyi temsil etmediği iddia edilse de, böyle bir çalışmaya mali durumunu ölçecek bir emsal arayan ve kurumsallaşma yolunda adım atmaya niyetli olan şirketlerin katıldığı, bu nedenle de kendisini daha çok uluslararası ölçümlerle kontrol eden büyük şirketler ile kendisini ölçmeye gerek duymayan şirketler dışında kalan dikkate değer şirketlerin katıldığı bir araştırma olduğu unutulmamalıdır.

Söz konusu çalışmaya Bilanço ve Gelir Tabloları ile Yabancı Para Risk tabloları ile katılan şirketlerin gerek bilanço büyüklükleri, gerek satış ve karlılıkları ile Fon Akış Tabloları ve Rasyo Analizleri bu çalışmanın esasını oluşturmaktadır.

En son tamamlanan ve yayınlanan 2013-2014-2015 dönemi Sektörel Bilanço Çalışması kapsamında 2015 yılına ait sektörlerin Fon Kaynak-Kullanım Tabloları esas alınarak, Sektörel bazda ne tutarda kaynak yaratıldığı, yaratılan bu kaynağın ne kadarının kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklarla sağlandığı ve yaratılan fon kaynağının cari aktifler dediğimiz Hazır Değerler, Alacaklar ve Stoklar ile Yatırımlara ne oranda kullanıldığı tespit edilmeye çalıştık.

Burada amaçladığımız, kaynak yaratmada borçlanmanın payını ölçmek, yaratılan bu kaynaktan yatırımlara ne oranda kaynak ayrıldığı ve doğal olarak ne tutarda yatırım yapıldığını görmek ve şirketlerin finansal verimsizliğinin bir kanıtı olan cari aktiflerin fonlanmasında durumun ne olduğunu tespit etmektir.

Aşağıdaki tabloda 2015 yılında yaratılan kaynaklar, borçlanmanın bu kaynaktaki payı, yaratılan kaynağın cari aktif ve yatırımlara ne oranda kullanıldığı sektör bazında görülebilmektedir. Kullanılan TCMB Sektörel Bilanço Çalışmasına katılan firma sayısı 9341 adettir.

Yapılan incelemenin sonuçları ilginç ve bir o kadar da düşündürücüdür:

  1. Yaratılan fon kaynak 260 milyar TL mertebesindedir,
  2. Fon kaynağının %41’i imalat sektöründe oluşmuştur. Takip eden diğer büyük paylar %12 ile Ticaret, %11 ile İnşaat ve %10 ile Ulaştırmadır. Kalan %26 ise 14 sektöre dağılmış durumdadır,
  3. Bu fon kaynağını yaratan firma sayısı 9341 adet olup, firma başına yaratılan ortalama fon kaynağı yaklaşık 28 milyar TL mertebesindedir,
  4. Sektörlere bakıldığında toplam 18 sektörden 11’i bu ortalamanın altında kalmıştır. En yüksek ortalama firma başına fon kaynağı yaratan sektörler 159 milyar TL ile Holding, 121 milyar TL ile Bilgi ve İletişim ile 85 milyar TL ile Madencilik Sektörleridir,
  5. Yaratılan Fon Kaynağının %74’ünü sağlayan 4 sektörde ise firma başına ortalama fon kaynağı tutarı İmalat Sektöründe 31 milyar TL, Ticaret Sektöründe 12 milyar TL, İnşaat Sektöründe 30 milyar TL ve Ulaştırma Sektöründe ise 73 milyar TL’dir,
  6. Yaratılan bu 260 milyar TL’lik Fon Kaynağının maalesef 164 milyar TL’si kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar olup, toplamda payı %63’dür. Diğer bir ifade ile firmalar kendi faaliyetlerinden sadece 96 milyar TL fon kaynağı yaratabilmişlerdir,
  7. Faaliyetlerden yaratılan fon kaynağında en yüksek pay %55 ile İmalat sektörüdür,
  8. Fon Kaynağı yaratmak için başvurulan borçlanmanın %48’i Kısa Vadeli Yabancı kaynak, %52’si ise Uzun Vadeli Yabancı kaynaktır,
  9. Fon kaynağı için borçlanan sektörlere bakıldığında, yaratılan kaynaktaki en yüksek pay alan sektörler, bu alanda da en yüksek payı almaktadır. Ancak, Kısa Vadeli Yabancı Kaynak ile Toplam Yabancı Kaynakta geçerli olan bu sıralama Uzun Vadeli Yabancı Kaynak söz konusu olduğunda değişmekte, Ticaret Sektörü yerine Enerji sektörü ilk dört sektör içine girmektedir,
  10. Kaynak olarak borçlanmayı kullanan sektörlere bakıldığında en az borçlanan sektör %47 ile Maden sektörüdür. Bunu %50 Payla İmalat, %52 payla Bilgi ve iletişim, %53 payla Su ve Kanalizasyon ile Holding  Sektörü izlemektedir,
  11. En Yüksek Borçlanma oranlarına bakıldığında ise %99 ile Tarım,  %95 ile Diğer Hizmetler, %88 Enerji ve Turizm ile %86 İdari  Destek Hizmetleri Sektörleri gelmektedir,
  12. Yaratılan Fon kaynağında ilk dörtte olan sektörlere bakıldığında; İmalat %50, Ticaret %73, İnşaat %83 ve Ulaştırmada %66  oranında fon kaynağı borçlanmadan oluşmaktadır,
  13. Borçlanmadaki sektörel paya bakıldığında kaynaktaki ilk dört ile aynı olmakla beraber, toplam borçlanmadaki paylarda farklılık vardır. İmalat Sektörü toplam borçlanmanın %33’ünü yaparken, İnşaat %15, Ticaret %14 ve Ulaştırma da %10 oranında toplam borçlanmadan pay almaktadır,
  14. 164 milyar TL’si borçlanma ile sağlanan 260 milyar TL’lik fonun, 104 milyar TL’si Cari Aktifler, 132 milyar TL’si ise yatırımların finansmanında kullanılmıştır. Diğer bir değişle, yaratılan kaynağın %40’i Cari Aktiflere, %51’i ise yatırıma aktarılmıştır,
  15. Toplam 235 milyar TL seviyesinde olan cari Aktif ve Yatırım Finansmanının paylaşım dengesine bakıldığında ise ilginç veriler çıkmaktadır; Tarım, Madencilik, Enerji, Su ve Kanalizasyon, Ulaştırma, Turizm, Gayrimenkul, Mesleki Ve Bilimsel Faaliyetler, Eğitim, Sağlık, Kültür sektörlerinde, aktarılan kaynağı ağırlıklı olarak yatırıma yönlendirilmişken; İnşaat, Ticaret, Bilgi ve İletişim, Holding, İdari Destek Hizmetleri ile Diğer Hizmetler’de kaynak ağırlıklı olarak Cari Aktiflere yönlendirilmiştir,
  16. En Fazla Fon Kaynağı yaratan ve en Fazla Borçlanma yapan sektörlere bakıldığında; İmalat sektöründe Cari Aktifler ve Yatırıma kaynaklar eşit dağıtılmıştır. Ticaret Sektöründe kaynakların 2/3’ü Cari Aktiflere, 1/3’ü ise Yatırıma kullanılmıştır. İnşaat Sektöründe Cari Aktif ile Yatırım arasında Cari Aktifler lehine küçük bir fark bulunmaktadır. Ulaştırma Sektöründe ise ağırlık yatırımın finansmanından yanadır,

 

Sonuç olarak bakıldığında, sektörel bazda borçlanma temel faaliyet finansman kaynağı durumundadır. En düşük borçlanma oranı %45-50 bandındadır.

Bu borçlanmanın kaynağı ne olursa olsun (ister kredi, ister leasing, isterse ticari borç) kaynak yaratmada %63 oranındaki bir pay sağlıklı bir durum değildir. Bu karlılık ve verimlilikte ciddi sıkıntı yaşandığını, şirketlerin zorunlu ödemeler ile sabit giderlerini finanse edebilecek yeterli kaynağı faaliyetlerinden elde edemediklerini göstermektedir. Bu durumun sürdürülebilir olması borçlanabilme kapasitesi ve ister finans sektörü isterse piyasa kökenli olsun kredibilite olanağına bağlı olup, Şirketlerin Yönetilebilirliği açısından sıkıntılıdır.

Şirketlerin karlılık ve verimlilik kaynaklı bu açmazdan kurtulabilmeleri Hedef Odaklı Yönetim anlayışına geçmeleri ve parayı hangi alt yapılarla yönetebileceklerini algılamalarıyla mümkündür. Aksi durumda sürekli yüksek oranlı borçlanma, şirket için değil, borç veren için çabalamayı bu da zamanla değişme, dönüşme ve büyümeden uzaklaşmayı getirecektir.

Kontrol edilemeyen değişkenlerin (politik ortam, uluslararası ilişkiler, Dünya Ticareti’ndeki dalgalanmalar v.b.) şirketlerin ilerlemesine olan olumsuz etkilerden ziyade, şirketlerin yönetilememesi öncelikli olarak ele alınmalı ve çözülmelidir. Yapısal sorunlar çözülmeden, gevşek Para ve Maliye Politikası ile KGF, KOSGEB olanakları bu sorunun çözümü mümkün değildir, aksine yanıltıcı rahatlık yaratarak esas çözümden uzaklaşılması ve sorunun daha da kangrenleşmesine neden olmaktadır.

 

 

 

Kaynak: TCMB Sektörel Bilanço Çalışması (2013-2014-2015)