8.Bölüm: Bir Şirketin Ruhu “İlkeler, Değerler, Kurallar, Şirket Kültürü”

İlkeler, bir Şirketin hangi işi hangi şekilde yaptığını, yani tarzını/üslubunu ortaya koyar. Değerler, Şirketin önem verdiği sosyal, kültürel unsurları ifade eder. Kurallar, Şirketin Genel, Çerçeve veya Uygulama kapsamında kimin, hangi işi, nasıl, ne zaman, hangi araçları kullanarak yapacağını, kiminle paylaşacağını, kime hesap vereceğini, hangi bütçeye tabii olduğunu ve tüm bunları içeren süreçleri tanımlar. Şirket Kültürü ise, Şirketin İlkeleri, Değerleri ve Kurallarının tümünü, çalışanların yaklaşımlarıyla beraber kapsayan bütünüdür.

Bütün bu unsurlar, şirketin çalışanlarının şirkete olan bağlılığı, geleceğinin bir parçası olma kararlılığı ve sağlayacağı katkıyı doğrudan etkiler. Bu nedenle bu unsurların çok iyi ve özenli olarak oluşturulması, sürekli izlenmesi ve gerektiğinde tazelenmesi gerekir. Bu temel işlev İnsan Varlıkları Yönetiminin en temel görevi olarak tanımlanmak durumundadır.

Yasal, Toplumsal veya Genel Kabul Görmüş Ahlak çerçevesi İlkelerin ve Değerlerin konusu olamaz. Yasal, Toplumsal ve Genel Kabul Görmüş Ahlak çerçevesi zaten herkesin uymak ve saygı göstermekle yükümlü olduğu unsurlardır. Bir Şirketin İlkesi “Yasalara Uymak” veya Değeri “Çevreye Saygı” olamaz. Bunlar zaten olması gereken unsurlardır. Kurallarda ise bu unsurlar, uyulmaması veya uygun davranılmaması halinde uygulanacak yaptırımlar çerçevesinde yer alabilir.

Şirket Kültürü özel olarak tasarlanmaz. İlkeler, Değerler ve Çalışanların yaklaşımlarıyla bir araya gelince, zaten Şirket Kültürü kendiliğinden oluşur.

Kötü Yönetim Anlayışı bu dört temel unsurda iki şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Birincisi, ilke, değer, kural ve dolayısıyla şirket kültüründen yoksunluk ve bunların gereksizliği yönündeki davranışlardır. İlkesizlik ve değerleri göz ardı etmek olarak ortaya çıkan bu davranış, beraberinde şirketin kültürsüzlüğünü de ortaya koyar. Bu yaklaşım, her çalışanın işleri kendi kişisel ilke ve değerlerine göre yapması sonucunu doğurur. Bunun daha ötesi, yöneticilerin kişisel ilke ve değerlerine göre hareket etmesidir. Bu durum, şirketi denge altında ortak hedeflere ulaştırmayı zaten olanaksız kılan bir durumdur. İlkesizlik ve Değer yoksunluğunun şirkete olumsuz etkisi ölçülemeyecek kadar ağırdır.

Kurallara bakıldığında ise, kuralların yazılı olmaması, süreç gibi bir kavramın söz konusu olmaması, işlerin gereken doğruluk ve hızda, karar almaya katkı sağlamasını yani verimliliği engelleyecektir. Kuralsızlığın, istenildiği gibi hareket olanağı vereceği sanılır, ama gerçek durum bunun tam tersidir. Kuralsızlık bile belli bir kural ve düzen altında uygulanması insan psikolojisinin doğal bir sonucudur. Bir kavşakta trafik ışıkları yanmadığında, herkes belli bir dikkat ve karşılıklılık ilkesine göre hareket etmeye başlar. Kimse de bu davranışa zorlanmadığı halde.

Kötü Yönetim Anlayışının ikinci ve en zarar verici yaklaşımı İlke, Değer, Kural ve Toplamda Şirket Kültürünün yetersiz ya da sığ oluşması ve oluşan bu sığ yapıya dahi saygı duyulmaması, sürekli ihlal edilmesidir. Bir yandan çalışanların uygun eğitimi alan çocukların istihdam edileceği ilkesi varken, diğer yandan bazı kişilerin çocuklarının diğer bazı çalışanlara tercih edilmesi var olsa da bu ilkenin suiistimal için konduğu algısını yaratarak, var olmasa yaratacağı zarardan daha fazla zarara yol açar. Örneğin, kural olarak trafik kurallarına uymayan personel yüzünden şirketin katlandığı trafik cezası satın alma personelinden kesilirken, Satın Alma Müdüründen kesilmemesi konulan kurallara uyulması ve saygı duyulmasını ortadan kaldıran bir işgüzarlık olacaktır.

Kötü Yönetim Anlayışı İlkeler, Değerler, Kurallar ve Şirket Kültürünü yozlaştırması ile insan varlığının saygısını kaybederek etkin ve verimli çalışmadan mahrum olacağı açıktır. İlkeler, Değerler ve Kuralların ihlali karşısında ortaya çıkacak hoşnutsuzluğun, kurallara uymak yerine hoşnut olmayanlar için de ihlal edilmesi ile zaten sistem tamamen çökme noktasına gelir.

Özellikle Kuralların sahiplenilmesi, uyulması, takibi, denetlenmesi ve tespit edilecek hataların cezalandırılması esası ortaya koymak yerine, çeşitli bahanelerle kurallara uymamak, sanılan aksine bürokrasiden dolayı yavaşlayan işlerin hızlandırılması değil, kendi başına iş yapma gücünün paylaşılmak istenmemesinin bir sonucudur. Örneğin, satın alma kuralına uymadan yapılan bir alım, yapılan işin acil bir durumdan kaynaklandığı açıklaması ile paydaşlara izah edilerek sürece dahil edilmesi, kural ihlali değildir. Ancak bu bilgilendirmeden dahi imtina edilmesi, açıkça güç paylaşımıyla ilgili sorunlu bir saplantıdır. Kurallar ve süreçler kimin hangi güç ya da yetkiye sahip olduğunu değil, işlerin doğru, etkin, zamanında dolayısıyla karar verme aşamasına katkı sağlayacak verimlilikte yapılması içindir. Bunu, bürokrasi olarak görmek bir mazeret olamaz. Burada temel ilke Bilgi paylaşımıdır. Bu ilke paylaşımı ile bir Şirkette Acil Durumlarda Satın Alma düzeni kurulur ve böylece bürokratik olduğu iddia edilen engel ortadan kalkar. Ancak bilgi paylaşma ilkesi olmayan ya da bilgi paylaşma ilkesi göstermelik ise, o zaman belirtilen önlemin alınması da mümkün olmayacaktır.

İlkeler, Değerler, Kurallar ve Şirket Kültürü özde, çalışanın çalıştığı şirketten gurur duyması, her yerde övgü ile bahsetmesi, bir sorun olursa o sorunun üzerine hep beraber çözüm için çaba sağlanmasını sağlar. Oysa Kötü Yönetim Anlayışında bu unsurlar olmadığı ya da sürekli ihlal edildiği için oluşan verimsizlik ve çalışanların motivasyon kaybından Yönetim kendini değil, çalışanı suçlama eğilimi göstererek, gereksiz yere kalifiye eleman kaybına göz yummayı tercih etmektedir.